Yayınlar

Feminizm, Savaş ve Çatışma Çözümünde Kadınların Rolü

“Elbette hegemonya çok fazla, herkesin kendi küçük çevresine bakması durumu çok hakim. Ancak bu herhangi bir siyasi projenin özelliğidir, Marksizme baktığımızda, milliyetçiliğe baktığımızda ya da dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir siyasi tasarıya, ideolojiye baktığımızda hep aynı. Ama bence öz yansıtma var aynı zamanda. Belki bazı şeyleri farketmede geç kaldık.”

20/11/2015

“Anadilinde eğitim konusunda kararı ‘uzmanlar’ değil halk vermeli”

“Eğitim hakkı mücadelesi anadilinde eğitim talebini de içeriyor. İçermemesi düşünülemez, çünkü eğitimi bir hak olarak talep etmemizin, bunu bir siyasal mücadele konusu olarak görmemizin nedeni, eğitime yüklediğimiz anlam ve içeriktir.  Aksi halde, yani eğitim sürecini bugünkü formunda ve bugünkü içeriğiyle talep edebilmemiz için bizim pek sağlıklı bir ruh haline sahip olmamamız gerekir.”

22/08/2015

Radikal İslam Nasıl Örgütlendi? Hizbullah ve IŞİD’in Toplumsal Dinamikleri-1

“Şiddet ortamı arttıkça benzer argümanlara sahip gruplar birbirlerine yakınlaşıyor. Yani diyelim ki mesela, Türkiye’de devrimci sol gruplarla PKK’nin aynı söylemde buluşması vs. gibi.  Bu şiddet ortamı Hizbullah ve başka radikal grupları da yakınlaştırıyor. Yönetim düzeyinde değil ama alt gruplar için bu yakınlaşma var.”

05/08/2015

Radikal İslam Nasıl Örgütlendi? Hizbullah ve IŞİD’in Toplumsal Dinamikleri-2

“Eğer Hizbullah’la yüzleşebilseydik muhtemelen Türkiye’de IŞİD o kadar genişlemezdi. Eğer Kemalist elitler muhafazakârlarla yüzleşebilseydi AKP bu kadar keskinleşmezdi. Türkler, Kürt meselesinin gerçekliğiyle yüzleşebilseydi bu kadar ölümcül noktalara varmazdı ama hiçbir zaman yüzleşmiyoruz çünkü hep güvendeyiz, kendi kişisel alanlarımızda, ördüğümüz duvarlar içinde rahatız. Farklılıkla karşılaşınca bizi besleyen, şişirilmiş benliklerimizin sonucu olan argümanlara sığınıyoruz. Bu çok ciddi bir acziyet göstergesi aslında.”

06/08/2015

Sömürge Karşıtı Mücadele ve Çokkültürlü Toplumun Meydan Okumaları: Hindistan’da Köy Cumhuriyetleri, Komlar ve Konfederalizm

“Globalleşme ve neolibarealizm ile birlikte yaşanan en büyük tehlikelerden biri, ekonomik güçlerin birkaç uluslararası şirketin elinde yoğunlaşmış olması. Böyle olunca kültürel ve sosyal şeylerin yozlaşması kolay ve mümkün görünüyor. Kültürel hareketler denilen hareketlerle ilgili benim sorunum bu. Eğer yiyecek bir şeyiniz yoksa kendi kültürünüzle ilgili çok fazla bir şey yapamazsınız.”

19/06/2015

Etnik Çatışmaları Özerklik Modeliyle Çözmek: Temsiliyet, Kendi Kaderini Tayin Hakkı ve Liberal Demokrasinin Sınırları

“Türkiye’deki Kürtler örneğin, nüfusun çoğunluğunu oluşturdukları belirli bölgelerde yoğunlaşmış durumdalar. O halde eğer bölgesel özerklik olursa, nüfusun çoğunluğunu oluşturdukları için problem yok. Ancak diğer yerlerde nüfusun azınlığını oluşturuyorlar. Eğer doğru anladıydsam, İstanbul’da iki milyon Kürt var. Şimdi, siz İstanbul’daki Kürtler için bölgesel özerklik öneremezsiniz, çünkü orası bir şehir. Bunu yapamazsınız. Kenti bölerek burası Kürt bölgesi, şurası Türk bölgesi diyemezsiniz. O halde tek yol temsiliyet biçimini değiştirmektir. Temsiliyeti bölgelere ayırarak sağlamaktansa, temsiliyeti topluluklar üzerinden sağlayabilirsiniz. Topluluklar seçim yoluyla kendi temsilcilerini seçerler ve seçilen kişiler topluluğu yönetir.”

17/06/2015

Federal bir Sistemde Ulusal Kültürel Özerklik Modelinin Sınırları ve İmkanları: Rusya’daki Tatarlar

“Aslında kültürel özerkliğin özellikle Tataristan dışındaki gruplar yanlısı olması gerekir. Böylelikle paralel bir şekilde işlemeliler. Pratikte bazen ikisinde çalışan ya da bağlantıları olanlar aynı kişiler. Ama hayır, ikisi arasında belirlenmiş bir mekanizma ya da ilişki yok. Bu epey ilginç. Ulusal Kültürel Özerklikler Tataristan içindeki kurumlarla çok da birlikte çalışmıyor, çünkü onlarla cumhuriyet yönetiminin ilgilenmesi gerekiyor. Kesinlikle bir koordinasyon söz konusu, fakat bu oraya dahil olan insanlara ve onların ne şekilde örgütlenmek istediğine bağlı olarak belirleniyor. Daha iç yönetime ilişkin bir konu.”

12/06/2015

Kıbrıs’taki Tüm Toplumların Buluştuğu Ortak bir Mekan: Dayanışma Evi

“İki tane Kıbrıslı Türk Güney’de bir partiden aday oldular, kazanamadılar. Fakat Kuzey’de hiçbir parti bu iki adaya destek vermedi çünkü Kuzey’in söylemi biz ayrı bir şey istiyoruz, Güney’in söylemi ise bu ayrılıkçılıktır, Avrupa Birliği’nde buna yer yoktur. ‘Halbuki Avrupa Birliği’nin başkentinin bulunduğu Brüksel’in bulunduğu Belçika`da Valonlar, Flamanlar ve Almanlar Avrupa Parlamentosu’na ayrı seçimler yapıyorlar. Dediğim gibi bu federal kültür nedir, federasyon nedir bu konular üzerinde durmamız gerektiğini düşünüyorum ve bu konularla ilgili çalışmalar yapmayı düşünüyoruz. Bazı tartışmalar,  bazı kısa videolar, paneller düzenlemeyi düşünüyoruz. Hem Unite Cyprus, hem de Dayanışma Evi olarak.”

12/11/2017

Pages: 1 2 3